Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
audio
audioduration (s)
1.32
15.3
text
stringlengths
1
340
speaker_id
stringclasses
1 value
Bu yılın konusu Afrika neden fakir kaldı? Topraklarının altı altın, petrol, her türlü maden kaynağı Afrika elmas nasıl fakir kaldı? Daha önemli.
speaker_0008
Şuan ekranda gördüğünüz haritiyi düz çizgilerle cetvelle kim çizdi? Eğer unutmayın bir ülke sömürgeyse ve başkaları toprağını çiziyorsa hiç uğraşmazlar cetvelle çizerler.
speaker_0008
Aynen Türkiye'nin de Sarsapikat anlaşmasında sınırlarını çizmeye çalıştıları gibi ama Türkiye'nin sınırları ya denizlerle durdurulmuştur ya da kanla kendisi çizmiştir. Türkiye gibi maalesef.
speaker_0008
Bütünleştireci bir lideri sahip olmayan ve kıta halinde savaşan emperyalizmle bir ülkenin, bir kıtanın nasıl fakir kaldığını öğrenelim mi?
speaker_0008
Hoş geldiniz. Şimdi Afrika dediğim zaman aklınıza farklı şeyler geliyor. Ya balta girmemiş ormanlar geliyor, ya da çöl geliyor. Çok kişi Afrika'yı işte o balta girmemiş ormanlardan düşünüyor ama.
speaker_0008
30 milyon kilometre karelik bir yerin yüzde 40 çöl ve o balta girmemiş ormanlar diye düşündüğümüz yer maalesef bu kadar büyük değil. Hele ki Sahara çölü 9 milyon kilometre kare tek başına.
speaker_0008
doğrusu Afrika'yı ikiye ayırıyor Sahra Çölünün üst tarafını Kuzey Afrika diyoruz altına Sahra Altı diyoruz altı da doğal olarak Doğu Afrika Güney şey Batı Afrika
speaker_0008
ve Güney Afrika olarak ayrılıyor. O muhteşem ormanlar kıtada sadece yüzde sekiz. Ama Milyattan önce 8 bin 4 binlerine falan gittiğimiz zaman iklim bu kadar sıcak değil, bu kadar çöl yok.
speaker_0008
Tağlar kendilerinden yetişiyor. Sahara şöyle sonradan büyüyüp her yeri yutmaya başlıyor. Ama kıtanın bu kadar çöl olmasının sebebi de halkıdır, cahil halkı.
speaker_0008
Kuzey hep farklı. Neden? Çünkü güney oranla kuzey Akdenizle temas ediyor. Nil neyri var? Mısır'da o Nil neyri zaten.
speaker_0008
Mısırın tamamına binlerce yıl hayat veriyor. Otuz haneden boyunca Mısır'a ve daha sonra size kavralayıyı anlatacayım. Onu videosunun sonuna doğru saklayalım sürpriz olsun. Osmanlıya
speaker_0008
posta koyabilen bir firavun, Osmanlı padişahı, Osmanlı firavunu düşünün. Ama MÖ 3000 ile MÖ 300 arasında neyin neyinin keyfini sürüyor adnanlıkta?
speaker_0008
Nil taşıyor ve Nil'in iki yanını tarıma elverişli hale getiriyor. Bir sıkıntı var. Afrika'nın doğusunda Araplar var ve Araplar çok rahat gemilerle seyahat ederek gelip
speaker_0008
Afrika'ya müdahale etmeye çalışıyorlar, köleleştiriyorlar. Avrupa ve Arapların nasıl köle ticareti yaptığını, halkı kaçırıp nasıl köle yaptığını anlatacağım zaten şimdi. Madem Mısır'la başladı.
speaker_0008
2786 yıl boyunca 30 haneden ki bu hanedanların geçiş dönemleri var sürekli bir haneden başta kalmıyor bazen hatta sıradan halkın eline bile geçiyor Mısır Freyundu ama.
speaker_0008
Afrika'nın en tepesiyle ilgili konuşuyorsak Mısır hep keyfi yerinde çünkü.
speaker_0008
Daha çok tarım imkânı var. Nehir boyunca kereste imalatı ve taşımacılığı yapabiliyorlar. Piramit yapabiliyorlar. Düşün, o kadar boşlar, o kadar rahatlar ki.
speaker_0008
Ama tabii ki bu bir yere kadar yani topraklarına 332 yılında Büyük İskender gelene kadar el koyuyor Mısır'a. Mısır Milyardlar önce bin civarı
speaker_0008
Hanedanların gücünü yitirdiği zaman güneyindeki, bize göre güneyindeki, onlara Mısır'a göre kuzeyindeki yerde Nubiyeller var. Nubiyeller muazzam okçular, muazzam savaşçılar.
speaker_0008
Yeri geldiğinde Mısır'a bir ad ediyorlar ama yeri geldiğinde isyan etmeyi de biliyorlar ve kuş krallığını kuruyorlar. Kuşitler, kuşit kelimesi buradan geliyor. Kuş krallığı kuş
speaker_0008
Uçan kuş olarak düşünmeyin, kuş soğu gibi düşünün, yani Türk gibi düşünün. Zamanla güçleniyorlar ve 300 yıl sonra Milyattan önce 760 civarı falan.
speaker_0008
Firaun'un tahtına oturuyorlar, Mısır'daki Firaun'un tahtına oturuyorlar. Tabi bu çok da sürmüyor yani, doksan yıl falan sürüyor. Ondan sonra Nubya topraklarına bunları Asurlar geri itiyor.
speaker_0008
ve onlar Afrika'nın içine doğru gidiyorlar. Afrika'nın içine doğru gittikçe de kendileri birlikte bir hayatı götürüyorlar oraya. Hayatın Nil kıyısındaki kadar kolay olmadığını görüp
speaker_0008
Altın demir yataklarını işlemeye başlıyorlar, zenginleşiyorlar, madene önem vermeye başlıyorlar, ama o kadar fazla toprağı işlemeye başlar ve
speaker_0008
Bunu o dönemki Roma'ya satıyorlar işte Arap dünyasına satıyorlar o kadar madenciliği düşüyorlar ki tarımı borçluyolar. Üstelik topraklarını yok edecek kadar tarımı borçluyolar. Orman zayıflıyor ve
speaker_0008
Ekonomik bir sorun oluşuyor. Dünyada da ekonomik bir sorun oluşuyor. En iyi müşterileri olan Roma İmparatorluğu krize giriyor. Bu zayıflamayla birlikte Afrika'nın ilk zenginleşen toplumu.
speaker_0008
Kuşit Krallığı, Aksun İmparatorluğu tarafından yok ediliyor. İki bin yıl boyunca Afrika'da zengin olmaya çalışan Nubiyalılar, yani Kuzit İmparatorluğu.
speaker_0008
Miyaddan sonra 350 civarını tamamen yok oluyor. Hoş geldiniz Afrika'ya. Aksunlar ilginç bir toplum. Aslında Arap Yarımadası'ndan geliyorlar. Normalde Kızıl Denizi kullanarak Filizi ticareti yapıyorlar.
speaker_0008
Ama bunlar Afrika'nın içerisine yerleşiyorlar ve o halkla, Etiyopya halkıyla falan birleşiyorlar. Gittikçe daha çok Afrikalı
speaker_0008
Şey ülke ismi duyacaksınız ama o dönem bunlar Etiyopya ülkesi diye bir şey değil. Etiyopyyalılar var. Dolayısıyla Minattan sonra 400 lirada falan bunlar baya zengin oluyor Aksumlar.
speaker_0008
Hristiyanlar, Hristiyan oldukları için İslam'ın 600lerden sonra yayılışını yavaşlatıyorlar. Çok da zenginler, Kızıl Denizin iki yakasında da iş yapıyorlar ve bu bir yandan onlar için şöyle güzel zenginlikleri sürekli iki tarafta da dengeliyorlar.
speaker_0008
ama bu dönem Mısırı Araplara da geçiriliyor. Bunlar Araplarla ticaret yapamıyor, Hristiyan oldukları için. Deniz ticaretiyle Aksu imparatorluğu Romanlarla yapacak ama Roma çökünce bu sefer aynen Kuş Kurallığı gibi bunlardan para.
speaker_0008
Kazanacak, ticaret yapacak kimseyi bulamıyor ve o kadar madencilikte kör olmuşlar ki topraklarını çöre çeviriyorlar. Sekizinci yüzyılda Araplar bunları yok ediyor.
speaker_0008
Mısır'dan çıkan Nubiyeller, Asurlar Nubiyelleri kovdu, Nubiyeller gelip Aksumlar tarafından yok edildi, Aksumlar Araplar tarafından yok edildi. Peki bu kıta sahipsiz mi?
speaker_0008
Kuzeyi var buna. Bütün bunlar olurken Kuzey'de Kartaca, evet, işte o Kartaca. Kartaca kralı Hennibal'ın ordusu güçlüleniyor.
speaker_0008
Akdeniz'e ve Avrupa'ya doğru yavaş yavaş hareket ediyor. O kadar güçlüler ki milyarder önce 300 yılında kadar çeşitli anlaşmalar yaparak büyüyorlar. Ama sonrasında Roma'ya baş kaldırıyorlar.
speaker_0008
Milyardlar önce 264'te 23 yıllık bir savaşa giriyorlar. Roma kazanıyor. Bu birinci savaş. Birinci savaşta Kartacaallar çok ders alıyor ve milyardlar önce 218 ortaya Hannibal çıkıyor.
speaker_0008
Filleri var, güçlü bir ordusu var. O kadar ilerliyor ki Roma Avrupa'ya geçiyor, Romanın içine kadar ilerliyor Hannibal. Hannibalın atası şu kendi topraklarını savmasız bırakıyor.
speaker_0008
Ve Roma ordusu Mihattan önce 146'da Kartaca'yı yok ediyor. Kartaca da gitti. Afrika hep Arap dünyasından ya da Avrupalılar tarafından yok ediliyor. Bunu unutmayın.
speaker_0008
Ben size bu 2 bin yıl daha devam ettireceğim bu hikaye. Göreceksiniz ki ya Araplar ya Avrupalılar bunların soyunu sürekli kurutuyor.
speaker_0008
Peki Romalılar niye Afrika'nın içine doğru ilerleyemedi? Çünkü Berberiler vardı. Berberiler onları yukarı doğru itiyordu ve Romalılar kuzeyde kaldılar. Ama Romalılar
speaker_0008
Afrika Afrika adını veren de Romalılar çok ağır vergilerle sürmürüyorlar. Tabii bu esnada kuzeyden Vandallar geliyor, Germenler daha doğrusu Vandal deniyor ama Germen 80 bin orduyla Roma'yı Afrika'dan atıyorlar.
speaker_0008
Vandallar isimleri korkunç olsa da Kuzey Afrika'yı Romalılardan daha iyi davranıyor. Lakin maalesef bir süre sonra Romalılar Vandalları Afrika'dan atıp tekrardan
speaker_0008
köle sistemine geri dönüyorlar. Hazreti Muhammed'in vefatıyla birlikte 639 yılında Araplar Mısırı Doğu Roma'dan alıyorlar ve
speaker_0008
İslamın hızlı bir yayılışı başlıyor, özellikle Kuzey Afrika'ya doğru. Şöyle halk şundan memnun, Roma çok katlediyor.
speaker_0008
Arablarsa bir parça rahatlatıyorlar. Arablarda sömürüyor ama bir parça rahatlatıyor. Romalıların tutunduğu bir üs var, Kartaca'nın şehri yok, Kartaca'dan aldıkları şehir.
speaker_0008
690 yılında Araplar denizde güçlenince Müslümanların o denizcilikteki güçlenmesi birlikte.
speaker_0008
Kartaca'yı yok ediyorlar ve yakınlarına Tunus inşa ediyorlar. Karşına berberiler çıkıyor. Romanlardan kurtulunca berberiler bunları yavaşlatıyor ama içlerinden geçiyorlar. Zaten Tarık Bey'in ziyatı size anlatmıştım.
speaker_0008
İspanya'ya giriyorlar. Araplar o kadar hızla ilerliyor ki geçtikleri yerde halkı vergiden muaf tutmaya başlayınca onlar da oraya destekleniyor. İslam hızla yayılıyor.
speaker_0008
900 yılında Fatimiler çıkıyor. Aslında Hazreti Muhammed Peygamber Efendimizin kızı Fatma'nın soyundan geldiklerini iddia ediyorlar. Şeydi benimsemişler. 965'te Mısır ile geçiriyorlar.
speaker_0008
1171 yılına kadar da Mısır'dan Fas'a kadar Kuzey Afrika'da ilerliyorlar. Bu artık Vatikan'a bir şey yapmaları istiyor. Haçlı orduları kuruyorlar ve 1995'te Clermont Konseyi denilen
speaker_0008
300 tane din adamını çağırıyorlar ve diyorlar ki ya yani bu böyle olmaz Müslümanlar o kadar hızlı geliyor ki hem Akdeniz üzerinden geliyorlar hem de Cebel Tarık'tan Avrupa'ya çıkıyorlar.
speaker_0008
1171'de ilginç bir şey oluyor. Fatimiler tarih sahnesinden çekilirken Selahaddin Eyyubi çıkıyor. Bu şey için çok kötü. Hristiyanlar için büyük bir kabus.
speaker_0008
1187'de Selahattin'e bir Kudüs alıyor. Kudüs kutsal şehir. Papa'nın nöbeti kopuyor. Sürekli Avrupa'dan ordu yollanılıyor. Haçlı seferleri falan yapılıyor. Kral birinci çırpıya ordu gönderiyor. Düşünün ki o kadar korkuyorlar İslam'dan.
speaker_0008
Ama selat ne gibi başarılı? Şimdi Afrika kıtası için bir şeyler hiçbir zaman ilgi gitmiyor çünkü 1347'de ki
speaker_0008
Size birinci Dünya Savaşı'nın sonunu bir de Kara ve Bayi anlatacak bu videoda Afrika'nın başının bedası 1947'de Moğollar sebebiyle ortaya çıkan Kara ve Bay çıkıyor.
speaker_0008
Kara veba Avrupayı ve Asiyayı kavuruyor ama onlar en azından bir şekilde korunabiliyorlar yani korunabiliyorlar değil milyonlarca insan oluyor korunmak yok da.
speaker_0008
Londra'da bile nüfusun üçte biri gidiyor ama Afrika'da tamamen savunmasızlar. Bunlar tıp mı bilim hiç bir şey yok. O kadar hikeller ki.
speaker_0008
Afrika'nın içinden geçiyor karabağ. Yüz milyondan fazla insan öldüğü düşünüyor dünyada ama Afrika'yı hesaplayabilen Afrika'nın içinde ne olduğunu bilen yok çünkü o dönem Afrika keşfedilmemiş iç tarafları.
speaker_0008
Bu esnada daha sonra Osmanlı'nın da başına bela olacak Memlük kölelerinin ayaklanması, Eyyubilerden Mısır'a alıp Memlük Aleyd anlarını kurmaları, Suriye ve Filistini tak tak fethediyorlar.
speaker_0008
Haçların saldırı sıfalanumurlarında değil bunların üsteyi o kadar güçlüler ki Moğol saldırısı bunların üstünden Afrika'ya giremiyor. Ya Moğolların Afrika'ya girememesi belki istemiyorlardı da zaten. Ama memlüklar geçilmiyor.
speaker_0008
Memliklerin elinden Mısırı Osmanlı alıyor ama çok da tutamıyor biliyorsunuz 1798'e Napolyona kaptruyoruz 103 yıl sonra.
speaker_0008
Sadece 1701 yılında İngilizler Osmanlı ile birlikte diyor ki Napolyon'u çıkartalım ve bu İngiliz-Fransız düşmanlığı temelini atıyor. Şimdi Papa'nın dikkatini çeken bir şey var.
speaker_0008
Sadece işgal diyi sıkıntı. Doğu Afrika'ya İran'dan ve Arapistan'dan çok Müslüman tüccar geliyor. Bu da
speaker_0008
1880 yıla falan geldiğimizde Afrika üçte birini bilinen Afrika'nın üçte birini Müslüman yapmış durumda. Bu da özellikle
speaker_0008
Sahra çölünün altındaki Malive Gana'ya doğru İslam'ın ilerlemesini sağlıyor. Yani Araplar çölü alışık oldukları için Avrupalılar gibi olmadıkları için.
speaker_0008
Afrika'nın içlerine doğru gidebiliyorlar ticaret için. Sekiz gün çöl geçenleri var ve Mali. Mali muazzam zengin. Afrika için çok önemli bir kültür tarihinle.
speaker_0008
1230-1670 arası Afrika'da görülüyor Mali. Şimdi Mali niye bizim için önemli? Çünkü insanlık tarihin en zengin insanı yaşamış.
speaker_0008
1312 ile 1337 arası özellikle Mansa Musa denen bir karakter var. Bu günümüz 400 milyar dolara, 500 milyar dolara denk bir serveti olduğu iddia ediliyor.
speaker_0008
ve haja gitmeye karar veriyor Afrika'nın içerisinden Sudanistan'a doğru giderken geçtiği yerlere camiler yaptırıyor ama 60 bin kişilik bir kafileyle ilerliyor o yüzden o camileri yaptırması çok komik değil.
speaker_0008
veya sahte gelmiyor. Mali'nin bütün zenginliği yolda giderken o kadar fazla dağılıyor ki gittiği yerlerde altının değeri düşüyor ve dokuz on yıl boyunca altının değerinin yukarı çıkması çok zorlaşıyor.
speaker_0008
bu Afrika'yı zenginliği biraz eşit dağılmasını sağlıyor yerel halka tabi altın ve tuzdan bu servetinin büyük çoğunluğu
speaker_0008
Düşünün ki eski dünyada işlem gören altının yarısı Mansa Musa'nın Malik Krallığından geliyormuş. 1337 57 yaşında vefat ediyor ve oğulların
speaker_0008
kendinden sonra oğullarında krallığı mani krallığı dağılıyor. Şimdi bu Sahra Çölü var ya, dev ile geçilmesi
speaker_0008
2400 kilometrelik bir yolculuk isteyen Sahra çocuğu, 2400 kilometre iste şöyle canlandırayım Türkiye'nin batısıyla doğusu 1600, bir buçuk Türkiye'ye geçmeniz gerekiyor deve sırtında.
speaker_0008
Normalde Afrika'da deve yok ama Berberilere karşı kullanılmak için Afrika'da deve getiriliyor ve Berberiler develeri ve atları böyle tanıyor. Düşün ki o dönem
speaker_0008
Milyarder önce bin civarında 12 bin develik kervanlar falan geçiyor Afrika'nın içerisinde. Biri ölse bile diğerine yüklüyorlar yani. Devi muazzam bir araç. Peki.
speaker_0008
O dönem bile satılan binolu malzeme neydi? Mal, insan, köle satıyorlardı. Evet, o dönem altın, fildişi.
speaker_0008
Kola cevizi, deri, tuz ve köle. Zaten bunları kölelere de yüklüyorlardı. Yani giderken yolda ölen köleler çoktu ama götürdüklerini köleleri de satıyorlardı.
speaker_0008
Afrika halkı maalesef o dönem bile, minyatlar önce bile kendi halkını köle olarak satıyordu. Bu esnada Avrupa'da artık Afrika'daki altını keşf ediyor, yavaş yavaş gemilerle seyahat ederek.
speaker_0008
ve maalesef halka tuz verip altın alıyorlar. Tuz öne o dönem çok değerli ama altın kadar değerli değil. Gariban Afrika halkı da tuz, deniz kabukları.
speaker_0008
Çok anlattıklarını diyeceksiniz ki çok mu aptallarmış yazık günah. O kadar saçma şeyler veriyorlar ki bunları baharat falan verip ellerinin altından alıyorlar.
speaker_0008
Batı Sudan falan da bunlara yardımcı oluyor falan derken maalesef bunların altınlar başlıyor Avrupa'ya akmaya Avrupa bir anda özellikle Portekizler buna başlıyor.
speaker_0008
Diyor ki bu kadar altın nereden geliyor diyorlar. Ama buraya geçmeden önce Gana'ya gideceğiz. Ama günümüzün Ganası değil, yani günümüzün Gana denilen coğrafyası bu Gana İmparatorluğuna onur vermek için ismini Garadıya almıştır.
speaker_0008
Milyattan sonra 300'de 1200 arası günümüzdeki Maliye Moritanya'nın oralar da bir yerde Gana İmparatorluğu. Bunlar çok iyi at biniyor. Topraklarında çok fazla demir var ve
speaker_0008
Kıtaya göre daha erken zırhlar, mızıraklar falan filan kılıçlar üretiyorlar, hızla silahlanıyorlar ve faydaları şu.
speaker_0008
Sahra altındaki halkın sidahlanması ve şehirleşmesi, yeni yerleşim, yeni şehirler kurması, kendileri korumalarını çok faydası oluyor Gana halkının.
speaker_0008
Şimdi dönelim az önce bıraktığım yere. Portekizler denizci, bunların başında da Prince Henry diye birisi var. Portekiz Prince Henry çok seviyor denizciyi. Haritalar çıkarıyorlar, gemiler yapıyorlar.
speaker_0008
Ve acayip güzel sömürmeye başlıyor Afrika'yı. Tuz ver altın al, tuz ver köle al, tuz ver istediğini al, incik boncuk ver ellerine ne varsa al.
speaker_0008
Aslında istedikleri şey baharat köle ve altın ama İslam'ın yükselişine karşı da bir an önce Afrika'ya dini bir müdahalede bulunmak istiyorlar. Çünkü eğer bölge halkının silah altına alırsa Araplara karşı savaştırabilirler. Şöyle düşünün.
speaker_0008
İlk Portekiz gemisi 1422'de 10 köle altın ve tuz alıp gideniyor şeyden Afrika'dan.
speaker_0008
1470 yılında o giden her gemi bir gemi daha yaptırıyor, bir gemi daha derken bunlar hun harca altın sömürmeye başlıyorlar.
speaker_0008
ve her seferinde batı kıyısına daha aşağı iniyor, daha aşağı, daha aşağı giderken sonunda hani daha önce sömürenlerin olduğu yerden daha aşağı inen sömürülmemiş yerleri bulamadı derken en sonunda
speaker_0008
Ümit burnu geçiyorlar. Asıl amaçları sömürmek yer, Ümit burnu bir keşif için yapmıyorlar ve Hindistan'a giden Ümit burnu Afrika'nın altından bir yol buluyorlar. Vasco da Gama'nın Hindistan'a ulaşması budur. Bizde ne kadar
speaker_0008
Uluyu bir amaçla keşfetmiş gibi anlatılıyordu. Yok, bunlar Batı kıyısında sömürülecek yer bırakmadığı için aşağı indikçe buraya girip buluyorlar. Portekizler o kadar kötü yağmalıyor ki.
speaker_0008
Sonunda Mozambik falan yok ediyorlar zengin bir ülkeyi. Sonunda Arap gemilerine de saldırlıyorlar. Bu sefer ticaret yapılan Arap gemilerini sömürmeye başlıyorlar.
speaker_0008
Ve 1510 Nakita'nın kaderi değiş. Niye? Kilwa, Sofa ve Mozambike kaleleri inşa ediyorlar. Kalıcı olmaya karar veriyorlar. Yani git gel git gel.
speaker_0008
Sömürme olmaz diyor. Burada bir Zimbabwe Platosu var. Burada bir altın var. Bu altını biz sürekli işletelim. Bunların elinden böyle şeker alır gibi almakla olmaz diyorlar ve 1500
speaker_0008
Dokuz yüz üçte İsa Kulesi, Cezus Kesil deniyor ama İsa Kulesi Mombasa'da Kenya'da inşa ediliyor. Bu kale hala var, turistik gezi falan yapılıyor. İşte Afrika orada.
speaker_0008
Dönünce akşamın ufkuna giriyor çünkü bunlar çalmak yerine kıtıyı da ele geçirelim diyorlar. Yani yumurta almayalım, tavu da alalım derdindeler.
speaker_0008
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
9